VOLKAN & KALDERA KARDEŞLER !

N.VOLKAN KAĞNICI 1999 S.KALDERA KAĞNICI 2006

'DUA'DIR İNSANI RABBİYLE KONUŞTURAN, 'DUA' DIR İNSANI RAHMETLE BULUŞTURAN, 'DUA'DIR İNSANI HUZURA KAVUŞTURAN.
'DUA'LARINIZ KABUL; KANDİLİN MÜBAREK OLSUN...


Bu aralar romantik - romantik/komedi filmlere sarmış durumdayım. Yakında sıkılırım ama şu sıralar böyle...

İşte izlediklerim;

1) Bir erkek 10 Günde nasıl kaybedilir (
How to Lose a Guy in 10 Days)

2005 Yapımı bir film. Son derece zevkle izlediğim güzel bir yapım.


KÜNYE :

Yönetmen: 
Donald Petrie

 Senaryo :  Michele Alexander, Kristen Buckley

Tür:  Romantik, Komedi

 Yapım:  ABD 2003 116 dakika

 Dil: İngilizce

Internet adresi:  www.howtoloseaguymovie.com

KONU : Reklam yöneticisi olan ve birçok kadını peşinden sürükleyen Benjamin Barry (McConaughey), herhangi bir kadını kendine kolaylıkla aşık edebileceğine ve ilişkinin süresinin 10 günden daha fazla süreceğine dair bir iddiaya girer. Filmin bayan kahramanı Andie Anderson (Hudson), bu iddiayı ''Composure'' dergisine taşır, ondan '10 gün içinde bir erkek nasıl yitirilir?' başlıklı bir makale yazması istenir.Bahisten kısa bir süre sonra Barry ve Hudson bir barda karşı karşıya gelirler.Aslında iddia için Benjamin Berry her nasılsa, yanlış kişiyi yani onunla tanıştığı anda Barry'den kurtulmak isteyen Hudson'ı seçmiştir.

 2) Cesaretin var mı aşka? (Jeux d'enfants)


KÜNYE :


2003 Yapımı, başından sonuna fazla bunalım gelse de inatla izlediğim bir film. Bu tarz psikolojik travma içerikli filmleri çok sevmesem de başlamışken bitirmeliyim diyerek izledim açıkcası.

Yönetmen: Yann Samuell

 Senaryo : Yann Samuell, Jacky Cukier

 Tür: Romantik, Dram

 Yapım: Fransa, Belçika 2003 93 dakika

 Dil: Fransızca

  Internet adresi: www.paramountclassics.com/loveme/

KONU : Fakir bir göçmen kız olan Sophie normlara uymayan karakteri nedeniyle çevresi tarafından pek de sevilmemektedir. Annesi kanser olan ve artık gün sayan Julien ise küçük yaşta annesini kaybetmek gibi bir acıyı göğüslemeye hazırlanmaktadır. Bir gün tesadüfen tanışırlar ve cesaret üzerine kurulu, hiç bitmeyen, her ortama uygulayabildikleri bir oyunla hızla arkadaş olurlar. Bu kışkırtıcı oyunları, zamanla basit bir oyun olmaktan çıkıp birbirlerine cesaret aşılamalarını sağlayan bir yaşam biçimine dönüşür. Büyüdükten sonra oyunlarının aşka dönüştüğünü hisseden çift, aşkın mahvedici etkisine kapıldıkça oyunları da daha tehlikeli bir hal alacaktır.
Kurgusu ve masalsı anlatım biçimiyle "Amelie"yi andıran "Cesaretin Var mı Aşka", Belçikalı yazar ve animasyoncu Yann Samuell'in ilk yönetmenlik deneyimi.


 3) Kasımda aşk başkadır. (Sweet November)

Gözlerimden akan yaşlara mani olamadığım süper ötesi bir film. (Bence !)

Bu arada saçlarımı kestirdiğimi yazmıştım, model işte aynen bu güzelliği tartışma götürmez hatun Charlize Theron'un saç modeli gibi. :)

KÜNYE :

Tür:
Romantik, Dram

Yapım: ABD 2001 119 dakika

KONU :

Tamamen birbirine zıt yaradılıştaki bir kadınla bir erkeğin bir ay süreceği önceden belirlenmiş ilişkilerinin öyküsü...Erkeğin adı Nelson Moss. Bir reklam ajansı yöneticisi. Zor bir çocukluk geçirmiş. Hayattan bezmiş, soğuk, çevresine ve hatta kendisine her daim mesafeli, sıkılgan, zor bir adam. Sara ise tam tersine hayatı seven, capcanlı, tutkulu bir kadın. Nelson'a ilgi gösterir. Kasım ayı boyunca beraber yaşamak, bu süre zarfında genç kadının, Nelson'ın kendisini tanımasına ve sorunlarını aşmasına yardımda bulunması ve ay sonunda da ayrılıp yollarına devam etmek üzere anlaşırlar. Peki aşk buna izin verecek midir?

4) Mesajınız Var  (
You've Got Mail)

1998 yapımı "Rastlantının da bukadarı, yuh artık" dediğim bir film. Bu arada ben bir Meg Ryan hayranıyımdır. Hatunun yüzü çok güzel ben ne yapabilirim ki? :)




Tür: Romantik, Komedi

 Yapım: ABD 1998 119 dakika

KONU:
1940 yapımı romantik komedi filmi "Shop Around The Corner" adlı filmin Meg Ryan'lı modern versiyonu… Birbirlerinden nefret eden iki insan olan Joe (Tom Hanks) ve Kathleen (Meg Ryan) birbirlerinin içyüzünü internette bir chat odasında birbirlerini görmeden, rastlantısal bir şekilde keşfediyorlar. Böylece dışarıda birbiriyle devamlı didişen bu sevimli çift bilgisayar ekranlarının karşısında birbirlerine aşık oluyorlar… Meg Ryan ve Billy Crystal'ın oynadığı sevilmli "Harry Sally ile Tanışınca" filminin yazarı Nora Ephron'un yönettiği sıcak bir romantik komedi filmi.

5) Tesadüf /Filmin içinde Şanslı tesadüf diye geçiyor. (Serendipity)

Bu film de tesadüfler üzerine kurulmuş bir senaryo. Zevkle izledim ve kendi kendime sordum, "benim bu 2 filmi peşpeşe seyretmem de bir tesadüf mü? Ya daha önce peşpeşe seyrettiğim 2 filmin de erkek oyuncularının mesleklerinin REKLAMCILIK olması? Bu tesadüf gibi görünen bir işaret mi, yoksa ben aynı çerçevede dönüp duruyormuyum?" !!!


Yönetmen: Peter Chelsom

 Senaryo : Marc Klein

 Tür: Romantik, Komedi

 Yapım: ABD 90 dakika

 Dil: İngilizce

KONU:
Bloomingdale'de kalan son bir çift kaşmir eldiveni aynı anda satın almak isteyen Sara (Kate Beckinsale) ve Jonathan (John Cusack) bu sayede tanışırlar. Eldivenlerin kimin olacağına karar vermek için Serendipity ismindeki küçük kafeye giderler. Daha sonra, Central Park'ta paten kayarlar. Gece yıldızları seyrederler. Kraliçe Takımyıldızı'nın, Sara'nın alnındaki çillerle aynı desene sahip olduğunu farkederler. Sara telefonunu bir kitabın içine yazarak yarın onu rastgele bir kitapçıya göndereceğini söyler. Jonathan ise kendi telefonunu beş dolarlık bir banknota yazdıktan sonra bir sokak satıcısına verir. Eğer kader tekrar karşılaşmalarını isterse, kitap Jonathan'ı, para da Sara'yı bulacaktır.

Bana göre hayatı seven, kendine değer veren, sevdikleri ve sorumlu oldukları için kendi ruhuna ve bedenine emanet gözü ile bakıp kendini sakınmayı bilen insanlardır her daim yüzündeki "güleçliği" kaybetmeyenlerdir.



Bu nedenledir ki beni hiçbir derdi tasası, kaygıları olmayan biri sanmaları. Oysa her insanoğlu ne fırtınalar yaşarda içinde, çare olmayacağını bildiği için başka gemilerden, çare aramaz kendi yolunda gidenlerden.

Ne güzelmiş sevdiğin insanların hayatındaki yerini pekiştirmek, sevdiğin bir filmi izlemek, bulunmaktan hoşlandığın yerlerde olmak. Kendini dinlemeye ihtiyaç duyduğun zamanlarda bunun için imkan bulmak. Birkaç çalıntı saat de olsa kendine zaman ayırmak.

Duygusal olarak yorucu, fazlasıyla gel-git’li, sancıları diş+kulak+doğum sancısı birleşimine eş bir döneme girdim. Ruhen bunu yaşayacak güce sahipmiyim bilinmez, öğrenmenin  yolu denemek. Tek dayanağım var o da Dua’m; “Allah’ım hayırlı olanı tez zamanda ver yarabbim. Bilirim ki ne gelirse senden gelir. Hayır da senden şer de. Sen bu kuluna, 2 emanetine layıkı ile görevini yapma gücü ver.” AMİN

 

Son 2 hafta sonumu yoğun bir şekilde ve her saniye meleklerimle geçirdim. Geçtiğimiz hafta sonu cumartesi de izin aldım. Dayıoğlunun Cuma akşamı kınası, cumartesi düğünü vardı. RABBİM BİR YASTIKTA KOCATSIN. HUZURLA, SAĞLIKLA VE MUTLULUKLA…

          Sabırsız kızım alışveriş dönüşü                  Dayı torunu EGEMEN :)
           salatalıkların eve girmesini
                  bekleyemedi :)               

Pazar günü can arkadaşımın yakışıklı oğluşu erkek oldu. PAŞAM DÜĞÜNÜNÜ DE GÖRECEĞİMİZ GÜNLERE İNŞALLAH…


Onurcan paşam’ın sünneti halasının yazlık evinde yapıldığı için meyve ağaçları ve çeşit çeşit sebzelerin ekili olduğu bahçe benim meleklerimi fazlasıyla heyecanlandırdı.


İki meleğimin el ele çilek toplama çalışmalarını izlemek Anne’de göz yaşları... doğal olarak J


Hafta içi günlerde ise yaz sıcaklarının vermiş olduğu rahatlıkla akşam yemeklerimiz gayet hafif halledip mutfakta kalma süremizi azaltmış olduğumuz için meleklerimle bol bol yürüyüş yaptık, parklara gittik ve çeşit çeşit dondurmalar tükettik. J Ve tabii her akşam duş :)

Bu arada oğluşum da alçısından kurtuldu. Şimdi daha dikkatli olmaya çalışsak da erkek çocuğu işte...
 

Bu hafta sonumuzu ise temizlik ve alışverişe ayırdık. Temizlik dediysek “nasıl olsa tadilat başlayacak derine inmeye gerek yok” mantığı ile yapılmış toparlanmadan bahsediyorum J Ve dün kardeşimin gazı ile (bu kızın benim üzerimde fana etkisi var, yönlendirmelerine hayır diyemiyorum J Allahtan hatun zevkli) saçlarımı kestirdim. Omzumdan çok aşağıda olan saçlarım artık ensemi kapatmıyorJ Katalogdan beğendiğimiz sivri kesim saçı oluşturmak için oturduğum koltuktan daha kısa ve benim dalgalı saçlarımın inadı ile oluşmuş yarım buklelerden oluşan bir saç ile kalktım. Ben henüz alışamadım ama (nezaketten mi bilmemJ) gören herkezin yakıştırdığı bir saçım var artık. Bide bu saç daha modern görünüyormuş ! ne demekse? J Aklımda hafta içi bir akşam röfle yaptırmak da var ama önce kendimi hazırlamam gerek. Bir anda bunca değişim benim gibi bir bünyeye doz aşımı yapabilir J  

Aşk Gibi Bir Şey  A Lot Like Love (2005) son izlediğim film. Bence çok güzeldi. Romantik Komedi sevenler için izlenesi bir film.



Türk yapımı bir şeyler izleyeyim dedim ve  PLAJDA ‘yı seyrettim. Bence zaman kaybı. İki erkeğin birbirine yaptığı ağda sahneleri ile dikkat çekmiş ama izlenmesi keyifli zaman geçirmek için bile gerekli olmayan bir filmdi.

EMPATİ adlı kitabı okumaya başladım.

640 Sayfa. OLASILIK'ın yazarı ADAM FAWER tarafından yazılmış sürükleyici, macera içerikli bir kitap.
Bittiği zaman daha ayrıntılı yazabilirim sanıyorum. Bu arada KÜÇÜK ŞEYLER 2'yi okumaya başladığımdan bahsetmiştim. Ama bir kitap benim elimde 3 günden fazla sürünüyor ise (640 sayfalık bir kitaptan bahsetmiyorum tabii :) o kitap tıkanmıştır benim için ve bir süre kendisi ile arkadaşlığımı kesip daha sonra denemek üzere kitaplığıma kaldırırım. Bu arada işyerimdeki odamda küçük bir kitaplık oluşturmaya başladım.  

Şimdilik bizden bu kadar. Aslında yazılası çok konu var bizim yaptıklarımız dışında ama bende o güç yok :) Ruhum "tatil" "tatil" çanları çalıyor ama nerdeeee.....